Visit Turkey For Health Care
"Şifa Yurdu Türkiyeye Hoşgeldiniz.."

Reklamlar

Danışmanlık

SAĞLIKTA DÖNÜŞÜM PROGRAMININ UYGULAMA SONUÇLARI


Sağlık Göstergelerindeki İyileşmeler

Türkiye DSO tarafından yapılan sınıflamada orta-üst gelir grubu ülkeleri arasında olmasına

rağmen ulaştığı sağlık göstergeleri üst gelir grubu ülkelerle karşılaştırılacak haldedir.

 

 

Öğrenilen Temel Dersler:

Sağlık Sistemlerinin Güçlendirilmesinde bu tarz devasa (big-bang) reform ihtiyaçlarını kade-

me kademe ilerleyen bir yaklaşımla dengelemek birçok ülkenin hedefidir ve bu iki yaklaşımın

nasıl dengeleneceğine dair Türkiye’den öğrenilecek birçok husus vardır.

· Hastane özerkliği veya devlet hastanelerinin özelleştirilmesi birçok ülkede politik olarak en

çok tartışmalı reformlar arasında yer almaktadır. Bundan dolayı, bu önemli Sağlık Sistemleri

Güçlendirilmesi reformunda ülkelerin çok az ilerleme kaydetmesi bir sürpriz değildir. Yine de,

kamu hastane reformu olmadan, Sağlık Sistemleri Güçlendirilmesinin önemli bir öğesi tamam-

lanmamış olacaktır. Bu durum kalite, verimlilik ve hakkaniyet hedeflerinin elde edilmesini et-

kilemektedir. .  Türkiye hizmet sunumu üzerine (özellikle yoksul kesim için) büyük ve hızlı etkisi

olan  kademeli  değişiklikler  gerçekleştirmiştir.  Dolayısıyla  bu  tecrübelere  dayanarak,  kamu

hastane reformuna uzun vadeli bakmak mümkündür. Sağlık Bakanlığı, tüm sektörlerde sağlık

sorumluluğuna dair farkındalığı artırmanın ve iyileşmiş sağlığa doğru sektörler arası eyleme

liderlik etmenin öneminin farkındadır. 2010 yılında Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,

DSO Genel Direktörü’nün Küresel Sigara ile Mücadele 2010 Yılı Özel Ödülü’nü almıştır. Sağlık

Bakanlığı;  uluslararası  sağlık  turizminin  ilgisini  çekecek  uluslararası  tanınmayı  elde  etmek

amacıyla uluslararası işbirliğini geliştirerek, uluslararası kalkınmayı destekleyerek ve Türk sek-

töründe  sağlanan  kalite  iyileşmesini  devam  ettirerek  bu  hususta  Türkiye’de  ve  uluslararası

alanda liderlik yapma ihtiyacının farkındadır.

Diğer yandan, Sağlık Bakanlığı Türkiye’de bir Kamu-Özel Ortaklığı stratejisi uygulamayı planla-

maktadır. Bu stratejinin yüksek kalitedeki hizmetleri en düşük fiyatlarla sunmada kamu ve özel

hastaneler arasında bir işbirliği tesis etmesi beklenebilir. KOO hastalara yüksek maliyetli ve

düşük hacimli hizmetleri sunma noktasında hizmet alımı için kolaylaştırıcı ve hızlandırıcı olabilir.

Hizmet alımı uygulamalarındaki mevcut gidişat göstermektedir ki, teşhis ve tedavi hizmetle-

rinin hizmet alımı genişlemektedir. Bu nedenle, ulusal ve uluslararası kuruluşlar için kuşkusuz

yeni pazar fırsatları ortaya çıkacaktır. Augurzky ve Scheuer’in de not ettiği gibi, Almanya’daki

vaka ile de ilişkili bir bicimde, eğer Türk hizmet firmaları hızlı bir bicimde kendilerini hastaneler

 

için cazip hale getirmezlerse kimse diğer ülkelerden hizmet firmalarının sağlık piyasası-

na girmelerine şaşırmamalıdır.

 

Türkiye’de Sağlık Hizmetleri: Geri Kalmışlıktan Liderliğe

 

“Yaklaşık on yıl önce, Türkiye’de sağlık sistemi sadece Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma

Örgütü (OECD)’nun diğer ülkeleri tarafından değil, diğer yüksek orta gelirli ülkeler ta-

rafından da geri kalmış olarak değerlendirilmekteydi. Tüm vatandaşların sağlık hizmet-

lerine eşit erişimine ilişkin anayasal haklar ve gerçekler arasında fark bulunmaktaydı.

Sağlık, önemli idi; ama yine de politik gündemde nadiren ele alınmaktaydı. Bugün,

Türkiye’de sağlık sistemi dönüşüm geçirdi; yalnızca OECD’nin geri kalanının ve Avrupa

Birliği’nin olumlu kıyaslaması açısından değil, aynı zamanda sağlık çıktılarında, yanıt ve-

rebilirlikte ve adil finansmandaki açıkların kapatılmasında da bu değişim ve dönüşüm

yaşandı. 2003 yılında başlatılan Sağlıkta Dönüşüm Programı’nı anlatacağız, başarıları-

nın arkasındaki sebepleri inceleyeceğiz ve alınan dersleri paylaşacağız.”

Sadece yedi yıl içinde Türkiye’de Sağlıkta Dönüşüm Programı, zaruri hizmetler için ge-

nel sağlık kapsamını sağlayabilmiş ve sağlık çıktılarını önemli ölçüde iyileştirmiştir. Bu

süreçte, daha komplike bir sağlık sisteminin nasıl doğru yöne yönlendirileceği, verimliliği

ve finansal sürdürülebilirliği iyileştirirken, giderek artan iddialı vatandaşlık, demokratik

ve çoğulcu devlet yapısına bağlı olarak değişen ihtiyaçlar ve tercihlere nasıl adapte

edilebileceği konusu sorun teşkil etmektedir. Bunlar diğer OECD ve AB üye ülkelerinin

de bugün karşı karşıya oldukları sorunlardır.

 

DSÖ Genel Direktörü Sayın Dr. Chan’in Mektubu

 

Dünya Sağlık Örgütü Genel Direktörü Sayın Margaret Chan Sayın Bakanımıza gönder-

diği 4 Mayıs 2011 tarihli mektubunda özetle şunları söylemektedir:

“Sayın Bakan,

Değişik vesilelerle ülkenizi ziyaret etme fırsatı buldum. Bu ziyaretler esnasında Türkiye’nin

son 8-10 yılda sağlık alanında elde ettiği sıra dışı ilerlemeden çok etkilendim. Bu Hükü-

metin toplumun sağlığına yönelik olarak ortaya koyduğu güçlü taahhütlerin bir delilidir.

2003 yılında temel halk sağlığı sorunlarına yönelik olarak uygulamaya başlanan “Sağ-

lıkta Dönüşüm Programı” özellikle anne ve bebek ölüm hızları, sigara içme oranları ve

aşılama kapsamı gibi alanlarda çok etkileyici iyileşmeler meydana getirmektedir.

DSO’nun hali hazırda Türk Hükümeti ile var olan mükemmel ilişkilerini ve şahsınızın küre-

sel sağlık konularındaki kişisel gayretini takdirle karşılıyor, süregelen işbirliğimizin deva-

mını diliyorum.”

 

Sağlıkta 2023 Vizyonu

 

1. Maddi durumu ne olursa olsun, insanımızı birbirinden ayırmadan ülkemizin birinci sınıf

vatandaşı olarak görmeye devam edeceğiz. Vatandaşlarımızın hamilelik, doğum,

çocukluk, ergenlik, gençlik ve yaşlılık dönemlerinde, yani hayatları boyunca sağlık-

larını adım adım takip edeceğiz.

2. 2003 yılında hamileliğe bağlı oluşan anne olum oranı yüz binde 61 iken bu oranı hic

görülmemiş bir hızla düşürdük. OECD ülkelerinin 23 yılda geldiği yere 8 yılda ulaştık.

Bugün yüz binde 16,4 olan hamileliğe bağlı anne ölüm oranını 2015’te yüz binde

10’un, 2019’da 8’in, 2023’te yüz binde 6’nın altına indireceğiz.

3. 2003 yılında bir yaşına gelmeden kaybettiğimiz bebeklerin oranı binde 29 idi. Bu oranı

da hiç görülmemiş bir hızla düşürdük. OECD ülkelerinin 30 yılda geldiği yere 8 yılda

ulaştık. Bugün binde 10,1olan bebek ölüm oranını 2015’te binde 7, 2019’da binde

6, 2023’te binde 5’in altına indireceğiz.

 

4. Mevcut haliyle acil sağlık hizmetlerine cevap verebilecek kapasiteye ulaşmış olan 2.500

araçlık 112 filomuza 2015 yılına kadar 800 adet tam donanımlı 112 ambulans daha ilave

edeceğiz. Bunun yanı sıra 3 yaş ustu ambulansları sistemden çıkararak 2.750 ambulanslık

genç bir filoya sahip olacağız.

5. Sağlık, sosyal ya da ekonomik şartları nedeniyle özel ihtiyacı olan kişilerin, özellikle özürlülerin

ihtiyaç duydukları sağlık hizmetine daha kolay ulaşmasını sağlayacağız. Bakıma muhtaç

bu hastaların hastane dışında yapılması mümkün olan tıbbi bakım ve rehabilitasyonları-

nın, kişinin kendi evi ve aile ortamında yapılmasını ve hastanede kalış sürelerinin kısaltılma-

sını hedefliyoruz. 2010 yılında uygulamaya başladığımız evde sağlık bakımı hizmeti ile 10

bin hastaya ulaştık. 2011 yılında 70 bin kişiye ulaşmayı planlıyoruz. Hedefimiz 2015 yılında

ülkemizde evde bakım hizmeti ihtiyacı duyanların tamamına (150 bin kişi) bu hizmeti ulaş-

tırmaktır.

6. Yaşlı insanlarımıza çok kaliteli bir sağlıklı hayat imkânı sunacağız. Yaşlılarımız daha aktif ve

sağlıklı olacak. Yaşlılarımıza bakım hizmetlerini dünya standartlarının üzerine çıkaracağız.

Gereken hallerde yaşlılarımıza kendi evlerinde hizmet veriyor olacağız.

7. Kamu-Özel Ortaklığı (KOO) modeli ile sağlık tesisleri, AR-GE birimleri, yüksek teknoloji mer-

kezleri, sosyal yaşam alanları, sağlık bilimleri üniversitesi ve büyük rekreasyon alanlarının bir

arada bulunduğu şehir hastaneleri oluşturuyoruz.

8. Sağlık turizminde Avrupa, Ortadoğu, Afrika, Orta Asya ve Rusya bölgesinin merkezi olacağız.

9. Sağlıkta insan gücü eksiğini kapatmak amacıyla tıp fakültesi kontenjanını 4.500’den 7.500’e

çıkardık. Bu sayıyı 10 bine, hemşirelik kontenjanını ise 20 bine çıkarmak için YOK ile yaptığı-

mız işbirliğini sürdüreceğiz. Hekim sayısı arttıkça özel sektörde daha çok hekim istihdamına

imkân verilecek. Bugün 120 bin olan doktor sayısını 2015’te 130 bine, 2019’da 155 bine,

2023’te 200 bine yani yaklaşık 2 katına çıkaracağız. Şu anda163 bin olan ebe hemşire

sayısını 2015’te 238 bine, 2019’da 310 bine, 2023’te 2,5 katına yani 400 bine çıkaracağız.

Toplamda 650 bin olan sağlık sektöründe çalışan sayısını da 2015’te 715 bine, 2019’da

853  bine,  2023’te  yaklaşık  2  katına  çıkararak  1  milyon  100  bine  ulaştıracağız.  Böylece

vatandaşımızın hak ettiği kalitede sağlık hizmetini sürdürülebilir kılacağız.

10. Vatandaşımız geliştirilen en yeni tıbbi teknolojileri en ucuza kullanmaya devam edecek.

Yüksek sağlık teknolojisini Türkiye’ye cezbedecek teşvik ve satın alma uygulamalarını yay-

gınlaştıracağız.

11. Vatandaşımız sağlık ile ilgili her türlü hizmetleri alabilecek. En kaliteli, en çağdaş, en hızlı

ve en yaygın hizmetlerin geliştirilmesi ile kişi başına yapılan sağlık harcaması 2015’te bin

dolar, 2019’da binbeşyuz, 2023’te 3 katına çıkacak, 2 bin dolar olacak. Fakat bu artış

vatandaşımıza yük getirmeyecek. Çünkü son 8 yıldır sağlık reformları ile kamusal alanda

elde edilen verimlilik artarak devam edecek. Yani benzer kalitede hizmet sunan ülkelere

kıyasla, daha az harcama ile daha kaliteli bir hizmet vereceğiz.

12. Türkiye artık dünya çapında özgün bir model olan “Sağlıkta Dönüşüm”ü daha da gelişti-

rerek küresel sağlık gündemini oluşturmada liderler arasında yer alacak. Dünya ile sağlık

alanındaki işbirliğimizi geliştirerek artıracağız.

13. Sonuç olarak, Sağlık alanında küresel değişime ayak uyduran değil, insana hizmeti amaç

edinerek küresel değişime öncülük eden bir Türkiye’yi hedefliyoruz.